MyStoryBölüm 3 / 50

Bölüm 3 / 50

Kusursuz Yalanın Tadı

Ertesi sabah gözlerimi açtığımda, tenim hala dün gecenin o vahşi ateşinin izlerini taşıyordu.

Güneş ışıkları devasa yatak odamızın kalın kadife perdelerinden süzülüp ipek çarşafların üzerine düşmüştü. Yanımdaki yastık boştu ama kumaşa sinen o yoğun, maskülen koku buradaydı. Derin bir nefes alarak kokuyu içime çektim. Keskin bir odunsu nota, biraz deri ve... yağmur. Kaşlarım istemsizce çatıldı. Kocam yıllardır sadece özel yapım, aşırı pahalı ve narenciye ağırlıklı o Fransız parfümünü kullanırdı. Bu koku ise tamamen yabani, filtrelenmemiş ve tehlikeli hissettiriyordu.

Yataktan çıkıp banyoya ilerledim. Aynanın karşısına geçtiğimde, boynumun sol tarafında, köprücük kemiğimin hemen üzerinde duran o koyu kırmızı izi gördüm. Dün geceki o dizginlenemez öpüşmenin, o dudakların tenimde bıraktığı damgaydı bu. Parmak uçlarımı izin üzerinde gezdirirken alt dudağımı ısırdım. İçimde yıllardır uyuyan o karanlık açlık, tek bir dokunuşla uyanmış, damarlarımda zehir gibi dolaşmaya başlamıştı.

Aniden banyonun kapısı sessizce açıldı.

Aynadaki yansımadan onun içeri girdiğini gördüm. Siyah bir eşofman altı giymişti, üstü tamamen çıplaktı. Sargılarının bir kısmı çıkarılmış, o geniş, kaslı göğsündeki morluklar açıkça ortaya çıkmıştı. Normalde böyle bir durumda kapıyı çalar, hatta çoğu zaman misafir banyosunu kullanmayı tercih ederdi. Ama o, adeta bu odaya, bu alana ve en önemlisi bana tamamen sahipmiş gibi rahat, avcı adımlarıyla arkama kadar yaklaştı.

Sırtım, onun sıcak ve sert göğsüne değdiğinde nefesimi tuttum. Ellerini yavaşça mermer tezgaha, benim ellerimin iki yanına yaslayarak beni kendi bedeniyle ayna arasına hapsetti. Çenesini omuzuma yasladığında, aynadaki gözlerimiz kilitlendi.

"Erken uyanmışsın," diye fısıldadı. Sesi banyonun fayanslarında yankılanan boğuk bir melodi gibiydi.

"Sen de öyle," diyebildim zorlukla. Bedeninden yayılan sıcaklık tenimi kavuruyordu. Bakışları aynadan boynumdaki kırmızı ize kaydı. Gözlerindeki karanlık parıltı derinleşti, dudaklarının kenarında belli belirsiz, tehlikeli bir tebessüm oluştu. Burnunu saçlarımın arasına gömüp derin bir nefes aldı.

Tam o an, gözüm tekrar sol bileğine takıldı. "Yara izin..." dedim, kelimeler dudaklarımdan dökülürken kalbim kafesinden çıkacakmış gibi atıyordu. "Eskrim yaparken aldığın o yara izi. Yok olmuş."

Arkamdaki bedeni bir anlığına kaskatı kesildi. Sadece bir saniyenin onda biri kadar kısa bir süreydi ama o kasılmayı sırtımda hissetmiştim. Hemen ardından, hiçbir şey olmamış gibi dudaklarını boynuma, o kırmızı izin tam üzerine bastırdı.

"Kazada cam kesikleri yüzünden o bölge paramparça olmuştu, Valerie," diye fısıldadı tenime karşı. Sesi ipek kadar yumuşak, bir o kadar da inandırıcıydı. "Doktorlar küçük bir deri grefti yapmak zorunda kaldılar. Eski iz de o hasarla birlikte silinip gitti."

Mantıklıydı. Kusursuz bir açıklamaydı. Ama boynumu öpen bu dudakların, belimi saran bu güçlü ellerin hissiyatı... Her hücrem, bana dokunan bu adamın kocam olmadığını haykırıyordu. Oysa mantığım susmamı emrediyordu. Çünkü eğer bu adam o değilse, ona hissettiğim bu korkunç çekim beni bir günahkara dönüştürürdü.

Geri çekilip banyodan çıkarken, gözüm tavanın köşesindeki duman dedektörüne takıldı. Küçük, kırmızı bir ışık... ritmik bir şekilde yanıp sönüyordu. Daha önce orada o ışığın olduğuna yemin edebilirdim ki hiç dikkat etmemiştim.

Uygulamada reklamsız oku